Sessiz Sinema Film İsimleri

Her ne kadar bu sene mayıstan önce güneşin yüzünü göremeyeceğimizi söyleselerde eninde sonunda gelecek olan Yaz mevsiminin vazgeçilmez oyunlarında biri “Sessiz Sinema” oyununda film isimleri bulamayanlar için bu sene filmleri araştırdımen iyilerini buraya eklemeye çalıştım. Kazanmak güzel olsada, bu oyun için eğlence öncelik içerdiğinden, özellikle eğlenceli filmleri seçmeye özen gösterdim. Burada yazan flimlere ayrıca mobil cihazınızlaçardakta, bahçede, kumsalda ve telefonunuzun çekeceği her yerden ulaşmak için ziyaret edebilirsiniz. Hatta bazı bilinmeyen kelimelerin anlamlarını bile ekledim. Bol Eğlenceler… !

Sessiz Sinema Oyunu için Film İsimleri

  • vadim o kadar yeşildi ki-en
  • karpuz kabuğundan gemiler yapmak-tr
  • vadideki zambak-en
  • rezervuar köpekleri-en
  • gazap üzümleri-en
  • pirestij-en
  • aşk filmlerinin unutulmaz yönetmeni-tr
  • bir rüya icin agit-en
  • Badem Şekeri-tr
  • Bazıları Dayak Sever-tr
  • Makber-tr (mezar)
  • Mukadderat-tr
  • Mürebbiye(kadın çocuk bakıcısı, eğitmen, dadı)-tr
  • Şıpsevdi-en
  • balistik-en
  • sadakatsiz-en
  • soysuzlar çetesi-en
  • çıplak vatandaş-tr
  • Tesadüfi Bir Kronolojinin 71 Parçası-en
  • Zoraki Milyoner-tr
  • Masumiyet-tr
  • Akasya-en
  • Milyon dolarlık bebek-en
  • otomatik portakal-en
  • hayata uyanmak-en
  • cazibe hanımın gündüz düşleri-tr
  • ben kendim sevgilim-en
  • ben şahsen bizzat kendim-en
  • bir kadının seks günlüğü-en
  • yaşamın kıyısında-tr
  • Varolmanın dayanılmaz hafifliği-en
  • kelebek etkisi-en
  • Bu gün aslında dündü-en
  • paylaşılmayan tutkular-en
  • dalgaları aşmak-en
  • saklı seçilmişler-en
  • kayıp krallığın sırrı-en
  • beyazlar beceremez-en
  • döngel karhanesi-tr
  • baba bizi eversene-tr
  • kınalı yapıncak( 1. Soğuk havada, açıkta bırakılan atlara örtülen uzun tüylü kebe — 2.Seyrek taneli, kırmızı benekli bir tür üzüm, kınalı yapıncak )
  • beynelminel-tr
  • balalayka-tr (Üç köşeli, üç teli olan Rus çalgısı)
  • tesadüfün böylesi-en
  • kumpas-en
  • gönderilmemiş mektuplar-tr
  • derviş-en
  • hasret sancısı-tr
  • hiçbiryerde-tr
  • keriz-tr
  • ve tanrı kadını yarattı-tr
  • bir ihtimal daha var-tr
  • balans ve manevra-tr
  • kadının adı yok-tr
  • gece melek ve bizim çocuklar-tr
  • dul bir kadın-tr
  • mine-tr
  • iffet-tr
  • yosma-tr
  • yasemin-tr
  • müfreze-en (özel görevli küçük askeri birlik)
  • takım böyle tutulur-en
  • sürüsüne bereket-en
  • deccal-en
  • kaos-en
  • takva-tr
  • adaptasyon-en
  • paranormal aktivite-en
  • pardon-tr
  • seks ve kahvaltı-en
  • histeri-en
  • milattan önce 10.000-en
  • Ölmüş Bir Kadının Evrakı Metrukesi-tr (evrakı metruke:şahsa ait önemli evrak)
  • yekpare-tr
  • kod adı: kılıç balığı-en
  • paramparça aşklar ve köpekler-en
  • garez-en
  • Mahşer Günü-en
  • Soluksuz Gece-en

Sizden Gelenler (Teşekkürler)

  • Komplo Teorisi-en
  • Talihsiz Serüvenler Dizisi-en
  • Züğürt Ağa-tr
  • Esaretin Bedeli-en
  • Banliyo 13-en
  • Şark Vaatleri-en
  • Dokunulmazlar-en
  • Kuzgun-en
  • Adsız Cengaver-tr
  • Acil Teslimat-en
  • Düşes-en
  • Can Dostum-en
  • Adalet Peşinde-en
  • Alacakaranlık Samurayı-en
  • Lanetli Tepe-en
  • Aşka Maruz-en
  • Kırılma Noktası-en
  • Şahane Hayat-en
  • Birkaç İyi Adam-en
  • Son Şans-en
  • Aile Sırları-en
  • Bizum Hoca-tr
  • Hayat Sana Güzel-tr
  • İtirazım Var-tr
  • Kendime İyi Bak-tr
  • Şeker Portakalı-en
  • Virüs-en
  • Zor Kazanç-en
  • Umut Işığım-en
  • Evde Curcuna-en
  • Hayatım Yalan-en
  • Çatlak Yönetmen-en
  • Liseli Polisler-en
  • Patron Mutlu Son İstiyor-tr
  • Düzenbazlar-en
  • Salak Milyoner-tr
  • Hırsızın Böylesi-en
  • Yeşil Yok-en
  • İntikam-en
  • Haytarma-en
  • Kış Masalı-en
  • İhtiyar Delikanlı-en
  • Açlık Oyunları: Ateşi Yakalamak-en
  • Korku Seansı-en
  • 127 Saat-en
  • Şiddet Güzeli-en
  • Nükleer Santral-en
  • Gözyaşı Kardeşliği-en
  • Tanrıların Çekici-en
  • Eksik Resim-en
  • Günah Keçisi-tr
  • Günahın Dokunuşu-en
  • Şimşekkıran-en
  • Tar-en
  • Kıyamet Öyküleri-en
  • Sivil Cephe-en

İnternet Keşmekeşi

03 Nisan günü yani dün gece yapılan @okanbayulgen’in programı Muhabbet kralında genel olarak internet, internetin gençliğe etkisi ve yeni medya düzenine internet’in etkisi konuşuldu. Belirtmem gerekir ki, zaman zaman KingoDisco programını seyretsem de, uykusuz kalmak pahasına Muhabbet Kralı’nı tercih ediyorum. İnternette yer etmiş kişilerle birlikte her zaman ki gibi akademik şahsiyetlerinde yer aldığı programda alışılageldik medyada alışılmamış bir şekilde Türkiye’yi ilgilendiren konular konuşulduğu kanaatimdeyim. Hatta izlerken elimin altındaki ajandamı karalarken notlar almışım farkında olmadan.

Konuşulan konulardan bazı başlıklar:

  • Justin Bieber (?)
  • Enformasyon toplumu yeni nesil
  • İnternet ve televizyonun yayıncılık açısından değerlendirilmesi
  • Trendlerin her an değişebildiği ve bu trendleri internet sayesinde herkesin belirleyebilme şansı olması.
  • Kişisel bilgi ve tecrübe paylaşımının artık daha kabul edilebilir ve güvenilebilir olduğu
  • Televizyonun hantallığı, internetin işlevselliği
  • İnternetin bağımlılığı ve etkileri
  • Sanal dünyada hayatın simüle edilebilirliği ve sosyal etkileri
  • İnterneti şimdi ve gelecekte nasıl yararlı kullanabiliriz.

Görüldüğü gibi gündem gayet yoğundu. Her bir konu başlığını bir programa sığdırmak zorken Hantal Konvansiyonel Medya bütün konuları işlemeye çalıştı. Ben ise eski bir yöntemle, hikaye anlatarak günümüz bilgi toplumunu düşünmeye çağırıyorum.

Hayatı Boşa Harcamışsın!

Evvel zamanda geliyor iken,

Bir gün Dünya’nın en ünlü felsefecileri ve bilim adamları bir adada toplanmaya karar vermişler. Bu adaya giden zamanın ünlü bilginlerde biri kayıkçı tutmuş ve yola koyulmuşlar. Bilge adam yoldayken, o kadar çabalar edindiği bilgisiyle kayıkçıya hava atmayı düşünmüş ve başlamış sormaya.

Bilge adam: Sen matematik nedir bilir misin?

Kayıkçı: Bilmem beyim.

Bilge adam: Sen astronomi nedir bilir misin?

Kayıkçı: Bilmem beyim.

Bilge adam: Sen kimya nedir bilir misin?

Kayıkçı: Bilmem beyim.

Bilge adam, bu cahil adamın karşısında dayanamamış ve** “Öyleyse senin hayatının yarısı boşa gitmiş be! A ahmak adam”** demiş. Bu durum karşısında başını büken kayıkçı yoluna devam etmiş.

Bir süre sonra fırtınanın yaklaştığını gören kayıkçı heyecanlanarak “Yüzme bilir misin? Beyim” diye sormuş. Paniğe kapılan adam “Hayır.” diye cevaplamış. Kayıkçı bu fırsat karşısında hemen cevabı patlatmış.

“O ZAMAN SENİN HAYATININ TAMAMI BOŞA GİTMİŞ”

Yeni Medya Düzeni ve Sosyal Medya

“Yeni Medya Düzeni” özellikle son zamanlarda oldukça fazla kulak aşinalığı edindiğimiz ve internetin içinde yaşayan gençliğin kelime dağarcığına yerleşen bir kelime oldu. Haberin kaynağını direkt olarak takip etme imkanı olanların kendi internet yayınlama araçları ile anında bloglar, sözlükler ve paylaşım siteleri (Facebook, twitter) sayesinde kolayca insanlara ulaştıracağı yeni mecralar açıyor. Mobil iletişim araçlarının yaygınlaşması, kelimenin tam anlamıyla eş zamanlı olarak paylaşılmasını sağlıyor. Çoğu zaman yalan, dedikodu ve dezenformasyona maruz kalmasına rağmen tercih edilen bilgi kaynağı olması önlenemeyecek gibi gözüküyor.

Cüneyt Özdemir’in başını çektiği dipnot.tv haber sitesi, yine Cüneyt Özdemir’in büyük uğraşlarıyla (twitter’dan takip edenler bilir) oluşan Yeni Medya Düzeni içinde yer almaya, Yeni Medya Düzenini kendince, yeniden ve adil olarak düzenlemeye çalışıyor. 20 Mart 2011 günü yayınlanan Okan Bayülgen’in programına telefonla bağlanarak konu hakkında görüşlerini ve dipnot.tv sitesinin Sosyal Medya’da yerini açıkladıktan sonra konuya dikkat çekmiş ve uğraşlarının meyvesini almaya başlamıştır.

Sosyal Medyanın imkanlarını açıklama gereği yok sanırım bu yazıyı okuyan herkesin bir Facebook hesabı vardır zannımca. Bu gücü oluşturan insanlar bu gücü kullanabilecektir. Mesele, bu durumun ne kadar farkında olduğumuz ve ne yönde kullanabildiğimizdir. Bu gücün neleri değiştirebileceği hakkında başka bir yazıda buluşmak üzere.

Sosyal kalın, Mutlu kalın !

11-11-11

Daha önce 11–02–20–11 adlı yazıda da belirttiğim gibi bu sene rakamlar yönünden oldukça şanslı ve bunu fırsat olarak gören sinemacılar Kasım ayı için bir korku filmi çekmeye başladılar bile. 11.11.11 ‘de vizyona girmesi beklenen aynı isimli filmin yönetmeni Darren Lynn Bousman sinema filminin ilk teaser’ını kendi blogunda yayınladı. 11 11 11 filminden fotoğraflar da bulabileceğiniz site yönetmen korku ve gerilimin doruklarına ulaştırmayı amaçlıyor. Yazıya filmin afişinde sloganla son veriyor ve Kasım ayını iple çekiyorum.

Mark the date… You can’t stop what’s coming…

Gönül Calab’ın Tahtı

Bugün beni çok etkileyen bir şiir paylaşmak istedim. Her mısrada, her kıtada ayrı anlam deryaları içeren Yunus Emre’nin “Gönül Calab’ın Tahtı” şiiri.

Bazı yerlerinde tam olarak ne dediğini anlamadığım halde ruhumun derinlerinde gizli yerlere dokunan bu dizeler, her okuduğumda beni farklı yerlere sürüklüyor.

Not: Bilinmeyen kelimelerin açıklamaları şiirin altına eklenmiştir.

GÖNÜL CALAB’IN TAHTI

Miskinlikte buldular, kimde erlik var ise
Merdivenden ittiler, yüksekten bakar ise
Gönül yüksekte gezer, dem-be-dem yoldan azar
Dış yüzüne o sızar içinde ne var ise

Ak sakallı pir hoca, bilemez hali nice
Emek vermesin hacca, bir gönül yıkar ise
Sağır işitmez sözü, gece sanar gündüzü
Kördür münkirin gözü, alem münevver ise

Gönül Calab’ın tahtı, Calap gönüle baktı
İki cihan bedbahtı, kim gönül yıkar ise
Sen sana ne sanırsan ayruga da onu san
Dört kitabın manası budur eğer var ise

Bildik gelenler geçmiş, konanlar geri göçmüş
Aşk şarabından içmiş, kim mana duyar ise
Yunus yoldan azuban, yüksek yerde durmasın
Sinle sırat görmeye, sevdiği didar ise

Yunus Emre
  • Dem-be-dem : Zaman zaman
  • Münevver : Bilgili, aydın
  • Calap : ALLAH
  • Pir koca : İhtiyar
  • Bedbaht : Talihsiz
  • Sin : Mezar
  • Sırat : Cennet yolu
  • Didar : Allaha kavusma, hakkın yüzü
  • Ayruk : Başkası
  • Sanmak : istemek

11-02-20-11

Bugün 11.02.2011 ve bu tarihi tersten okuyunca aynı şekle yani bugüne işaret ediyor. Buna da palindrom tarih deniyormuş. Aynadaki yansımanın yine yansıyana eşit olduğu tarihte bir yazıyla Dünya’yı kendimce yansıtayım istedim Dünya’ya.

Teknolojik ve bilimsel gelişmeler bize kendi zekamızı yansıtıyor bizi, bize hayran bırakıyor. İnanılmaz iletişim imkanları, küreselleşen dünyada kilit önem taşıyor ve parayı, aşkı, işi, arkadaşlığı hatta sosyal güdüleri bile etkileyebiliyor hale geliyor. Görünen o ki, artarak devam edecek. Mısır’da ki ayaklanmalar ve öncesinde Afrika’da oluşan siyasi dalgalanmalar yeni dünya düzenin habercisi gibi. Artık, ister gelişmiş isterse gelişmekte olan ülkeler olsun toplumun kırılgan yapısının sadece günler içinde değişebilecek kadar hassas dönemlerde olduğumuzun farkında olmamız gerekiyor.

Kendimize döndüğümüzde ise, hayatın akışı içinde hoyratça oradan oraya sürüklenen ve kayıtsız bir şekilde olanları izlemekten öte çokta çabaladığımız söylenemez. Ama bunları düşünmenin zamanı değil şimdi! Hırs, açgözlülük, korku, endişe, ego için uğraşanlar için bunları düşünmenin zamanı değil şimdi!

Dünya’nın iyi ya da kötü bir yer olduğunu düşünen herkes için geçerli bir durum var ki, Önümüzdeki günlerin daha önce yaşanmamış ve yepyeni şeylere gebe olduğu.

Bindik bir alamete, gidiyoruz kıyamete…

İçsel keşif

Birkaç gün önce otobüste giderken ve kulaklığımı takmış müziğimi dinlerken içimden bir ses bana şöle seslendi.

Akıl der ki: Eğer şuna da sahip olursan senin için çok iyi olacak. Evet haklıydı…
Akıl der ki: Eğer şurada olsan daha rahat olacaksın. Evet haklıydı.
Akıl der ki: Eğer şunun yanında olsan senin için çok güzel olur. Evet haklıydı.

Sonra aniden aklıma şu geldi.

Akıl devamlı bizim için daha iyi ve güzel şeyler istiyor. Ama sonunda biliyorum ki insanlar devamlı birşeylere ulaşmak için çabalıyor acı çekiyor veya çektiriyor. Düşündüğümüz o güzel şeylere ulaşmak için çabalıyor ve sonra başka birşeyler istiyoruz. Sonra yeni şeyleri görüyor, duyuyor ve yine istiyoruz. Sonra bir bakmışız yaşlanmışız, çalışarak çabalayarak kazandığımızı zannettiğimiz şeyler bize tat vermiyor.

Yani; eğer biraz akıllıysak aklın bizim dostumuz değil düşmanımız olduğunu görüyoruz. Daha doğrusu bu şekilde kullanılmasıyla kendimize bir düşman yaratmış oluyoruz. Peki ne yapacağız. Mutsuz olduğumuz zaman, bir şeyler istediğimiz zaman, bir yerde olmak istediğimiz zaman bunun bize karşı bir oyun olduğunu, aklın bir oyunu olduğunu düşünerek kendi bulunduğumuz anda kendi şartlarımızı sahiplenerek şükretmeye başlıcaz. İşittik ve itaat ettik sözünü en yakın şekilde hissedeceğiz. Bizim bilmediğimiz göremediğimiz duyamadığımız hissedemediğimiz şeylerin olduğunu kabul ederek bulunmak istediğimiz yerde değil, bulunduğumuz yerde olacağız.

Bu düşünce son birkaç gündür aklımda ve beni inanılmaz rahatlattı. Her şeyin sahibine teşekkür ederim.

Gerçek nedir?

İnsanlığın başlangıcından bu yana sorulan ve henüz cevaplanamamış yegane soru: Gerçek nedir?

Hepimizin zaman zaman kendimize sorduğumuz ve hemen arkasından hissettiğimiz ekşimsi tattan sonra cevabını bile düşünmeden günlük yaşantımıza devam ettiğimiz acayip soru.

Eski efsanelerde kahramanımız, büyük bir hazine için yollara düşer. Başından geçen nice badirelerden sonra hazineye ulaşır. Fakat bu hazine artık ona eskisi kadar çekici gelmez ve kendi içindeki gerçek hazinesini bulduğu düşüncesi onun en büyük dayanağı olur.

Peki ama hangi gerçek?
Gerçek şu ki;

Sahip olduğumuzu zannettiğimiz şeylerin bizi esir alması gerçeği,
Hacivat ve karagöz oyununda olduğu gibi perdenin arkasını değilde, sadece gölgesini gördüğümüz gerçeği,
Sonuçlara odaklanıp, nedenlerini bizim yarattığımızı unuttuğumuz gerçeği,
Bir gün öleceğimiz gerçeği
Hepimizin gördüğü kötü şeylerden sonra, dünyanın çivisi çıkmış diyerek, hiç bir şey yapmadığımız gerçeği,

VE TÜM GERÇEKLERİ BİLMEMİZE RAĞMEN, UMURSAMADIĞIMIZ GERÇEĞİ…