İçsel Keşif

Birkaç gün önce otobüste giderken ve kulaklığımı takmış müziğimi dinlerken içimden bir ses bana şöle seslendi.

Akıl der ki: Eğer şuna da sahip olursan senin için çok iyi olacak. Evet haklıydı…
Akıl der ki: Eğer şurada olsan daha rahat olacaksın. Evet haklıydı.
Akıl der ki: Eğer şunun yanında olsan senin için çok güzel olur. Evet haklıydı.

Sonra aniden aklıma şu geldi.

Akıl devamlı bizim için daha iyi ve güzel şeyler istiyor. Ama sonunda biliyorum ki insanlar devamlı birşeylere ulaşmak için çabalıyor acı çekiyor veya çektiriyor. Düşündüğümüz o güzel şeylere ulaşmak için çabalıyor ve sonra başka birşeyler istiyoruz. Sonra yeni şeyleri görüyor, duyuyor ve yine istiyoruz. Sonra bir bakmışız yaşlanmışız, çalışarak çabalayarak kazandığımızı zannettiğimiz şeyler bize tat vermiyor.

Yani; eğer biraz akıllıysak aklın bizim dostumuz değil düşmanımız olduğunu görüyoruz. Daha doğrusu bu şekilde kullanılmasıyla kendimize bir düşman yaratmış oluyoruz. Peki ne yapacağız. Mutsuz olduğumuz zaman, bir şeyler istediğimiz zaman, bir yerde olmak istediğimiz zaman bunun bize karşı bir oyun olduğunu, aklın bir oyunu olduğunu düşünerek kendi bulunduğumuz anda kendi şartlarımızı sahiplenerek şükretmeye başlıcaz. İşittik ve itaat ettik sözünü en yakın şekilde hissedeceğiz. Bizim bilmediğimiz göremediğimiz duyamadığımız hissedemediğimiz şeylerin olduğunu kabul ederek bulunmak istediğimiz yerde değil, bulunduğumuz yerde olacağız.

Bu düşünce son birkaç gündür aklımda ve beni inanılmaz rahatlattı. Herşeyin sahibine teşekkür ederim.

Yayım tarihi
Blog olarak sınıflandırılmış ile etiketlenmiş

Bir Cevap Yazın